17 Mart 2015 Salı

SIZ DE RADIKALLESTIREMEDIKLERIMIZDEN MISINIZ?

Son yazımda bahsettiğim blog sayfasını takip ettikçe iyice gaza gelmelere başladım ben, içten içe, bizlere dayatılan tüketim çılgınlığına isyan ediyormuşum da kulak tıkıyormuşum, kulak tıkadıkça kendimden soğuyormuşum onu anladım.

Son yazdığım yazıdan beri (aylar olmuş) kademeli olarak radikal değişiklikler oldu hayatımda, dahası da yolda.

Yılbaşından önce yazmışım en son. Yılbaşında tüketimi olabildiğince az yapmaya çalıştım; süsler şunlar-bunlar... Yaptığım ve aldığım süsleri de saklayıp daha sonra kullanılmak üzere köşeye ayırdım. Siyah kartondan yapıp kurdeleye yapıştırdığım origami çam ağaclı süsü mutfaktaki radyatöre dolayıp süs olarak kullanıyorum hala. O parti şapkaları, önünde foto çektirmelik duvar süsleri daha sonra da lazım olacak zaten. (bkz: Süsleme bizim işimiz)

Yine bir önceki yazdığım yazıda bahsettiğim kot pantolonu ise hala almadım. Elimdekilerin şekli değişmeye başladı ama zaten tüketimin hastası değilim. (bkz: Pantolon bulamıyorlarsa elbise giysinler) Elimdeki kıyafetleri bitireceğim. Zaten alışveriş meraklısı teyzelerim var, alıp bir şekilde kullanamadıkları ve çok da güzel kıyafetlerini bunu sen giyer misin diye veriyorlar, hatta birkaç tanesini giyerken görenler nereden aldığımı sorup duruyor ne zaman giysem. Hiç kardeşim yok ama 4 tane teyzem var, durumu anlatmama yeterli olmuştur sanırım.



Hayatımdaki bir diğer değişiklikse sevgiliyle evlenmeye karar verişimiz oldu. Henüz belli bir tarih yok, iş için 6 aydır ara ara Türkiye'ye dönmeli yurtdışına gidiyor. Birkaç ay daha böyle devam edecek. Her ikimizin de ailesinin genel tepkisi "Sonunda seni ikna etti" yönünde seyrediyor, arkadaşlarımsa "Yani sen şimdi ciddi ciddi evleniyorsun!?" tepkilerini hala devam ettiriyor. 3 ay oldu biz karar vereli ama hala alışabilmiş değiller. "Hayatta evlenmem" diyen biri değildim ama bende hiçbir zaman öyle bir niyet görmedikleri için onların şaşırdıkları kadar şaşırmıyorum. Sevgilinin babasının yorumuysa en güzeli "Sizin nüfus cüzdanınız yok mu?" Sevgili bunu anlattığında içimde bir sevinç patlaması oldu, annesinin tepkisinin anneanneminkiyle aynı olduğunu anlatana kadar "Olmaz öyle şey; gelenekler var, büyükler var..."
Zaman geçip sevgiliyle oturup ev kurmak için alınacaklar, eksikler hakkında konuşurken şu anda sahip olduğumuz eski de olsa (bazıları ailesi evlerini yenilerken oradan gelen buzdolabı, çamaşır makinesi, kıyafet dolabı gibi şeyler) hiçbir şeyi bozulup kullanılmayacak hale gelene kadar yenilememeye karar verdik. Sevgili 4 yıldır yalnız yaşıyor ve bu zaman zarfında zaten ihtiyaçtan aldığı şeyler de var. Ben de çeyiz olarak iki kedimi, anneannemin bizleri evlendirme aşkıyla yanarken hazırladıklarını vs getireceğim. Biz konuşup bu kararı verdikten sonraysa zincirlerimi kırmışçasına yaşadığım özgürlük hissinin mutluluğuya oturup 10 dakikalık bir nutuk çektim, kapitalizme orta parmağımı gösterdim, beyaz eşyacıların önünden geçerken "Bedenime de ruhuma da asla sahip olamazsınız!" dedim. Dedim de yine de hala ufak tefek eksikler var, yok değil. Sıfırdan bu işe başlayanlara inanamıyorum şu anda.