21 Aralık 2015 Pazartesi

Talihsizlik Bırak Yakamı!

Haftasonu özel bir durum olmadıkça sokağa çıkmama kararı aldık sevgiliyle. Geçen haftalarda akşam Taksim'e gitmiştik uzun bir aradan sonra. Gitmekten zevk aldığımız yerlerin çoğu konsept değiştirmiş. Yıllar geçmedi gideli, yalnızca yaz ve sonbahar döneminde ara ara gitmiştik. Bazen de gündüzleri sergi gezmeye, konserlere filan gitmiştik, öylesine rüzgar nereye savurursa tutumunda değildik bir süredir. Koca Taksim'de neredeyse sokak sokak gezdik "Aaa şu yan sokakta bir yer vardı bir de oraya bakalım" diye diye. Sonuç olarak normal zamanda gitmekten çok da hazetmediğim bir yere girince "Oh be!" diyecek duruma gelmiştim.
Cumartesi günüyse iyi başladı, hayal kırıklığıyla sona erdi. Sabah kahvaltı-kahve faslından sonra banyonun ortalama Türk boyuna göre yukarda olan aynalarını (ayaklarım yere tamamen bastığında omzumun biraz aşağısından itibaren bir görüntü elde edebiliyordum) 10'ar cm aşağı çektirdik, mutfakta tezgah arası askı ve bıçak magnetini taktırdık. Her şey yolundaydı. Evden çıkıp 2 mont 1 ceketi kuru temizlemeye verdik, her şey hala yolunda fakat sonrasında her şey ters dönmeye başladı. Saat 4 gibi evlendirme dairesine gittik, nikah fotoğraflarını almaya. "İşleri bitince durmadılar, daha 2 dakika önce çıktılar" dediler. Normalde vızır vızır dolmuş geçen yerden tek bir dolmuş geçmedi, şimdi geçer şimdi geçer diye diye 20 dakika soğuk havada, sahil rüzgarını yiye yiye, üzerimde ince bir montla yürüyüp durağa vardık. Deli gibi trafikte 1.5 saat kadar gittik. İnerken beremi dolmuşta unuttum, herkes şemsiye kaybederken ben ömrümde 1 kez olsun şemsiye bile unutmadım ama turuncu, ponponlu berem artık yok. İndiğimizde acıkmıştık haliyle. Bir yere girdik, bizden sonra sipariş veren 5 kişinin yemekleri geldiğinde biz hala bekliyorduk. Yarım saatte yakındır beklediğimiz halde siparişimize daha başlamadıklarını öğrenince kalkıp fast foodçuya gittik yemeğimiz bir an önce gelsin diye. Normalde en son tercihimdir. Hangisi olursa olsun çöp yemiş gibi hissederim. Oradan kalkıp kahve içmeye gittik. Sevgili pek kahve sevmediğinden sadece ben içtim. Toplamda 5 kişinin olduğu kafede yanlış hesap kesip 2 kahvelik ücret yazmışlar, düzeltildi gerçi ama her şey üst üste gelince eklemeden geçemiyor insan. Oradan çıkıp bir bara gittik. Bir şey içesim yoktu yalnızca sıcak şarap istedim, önüme -kesinlikle abartmıyorum- normalin yarısı kadar şarap geldi. Hesap öderken bunu söyledik, sanki daha önce hiç sıcak şarap içmemişim gibi "Yok o öyle oluyor" dediler. Sevgili eve gitmek istemediği için şansımızı zorladık oradan başka bir yere geçtik. Kalkarken bir türlü hesap gelmeyince kalkıp kasaya doğru gittik. O sırada biri omzuma dokundu, yan masamızda oturanlardan biri elinde bir telefon "Telefonunuzu unuttunuz" dedi. Sevgili telefonunu masada bırakmış. Neyse ki daha fazla bir şey kaybetmedik. Dönerken Bostancı'da dolmuş durağında 3 tane dolmuşu rahat dolduracak kadar insan birikti 20 dakikada. Orası da tam sahilin dibi olduğu için çok esiyor. Hala omzum tutulmuş durumda. Sevgiliye "3 dolmuş daha burayı es geçip Taksim kuyruğuna girerse taksiyle gidelim" dedim. Yoksa inada bindirmenin kıyısında geziniyordum ama bu işin sonunda hasta olup 3 gün yüksek ateşle yorgan döşek yatmak olduğundan o topa girmedim. Tabi o dolmuşların hiç biri gelmedi. Sonunda takside sevgiliyle "İstediğin arkadaşınla istediğin kadar takıl haftasonları ama ben artık yokum" dedim. Sevgili de bütün bu talihsizlikler ve kuralsızlıklardan bıkmış olacak ki "Ben de özel bir şey olmadıkça haftasonları dışarı çıkmak istemiyorum artık" dedi. Bu anlattıklarım yalnızca aklımda kalanlar. Ufak tefek tonlarca şey daha oldu tabi. Hem psikolojik hem fiziksel yorgunluklardan yorgunluk beğendik. Öyle ki artık eve geldiğimizde bilgisayarı açmadan önce "Acaba açmasak mı? Ya bu da bozulursa?" diye konuştuk. 
Pazar sabahı da yine kahvaltı-kahve faslından sonra site toplantısına gittik. Kimi hedef tahtasına çocukları koydu, kimi kedileri. Birisi de yaklaşık 105 daireli sitenin 95 kapasiteli kapalı otoparkına 4 arabasını birden koyduğunu söyledi. Sanırım bunu yapan yönetim kurulundan biriymiş. Bu olay anlaılırken bütün herkesi gözden geçirip beden diliyle kimin olduğunu anlamaya çalıştım ve doğru sonuca varmışım. Anlamadığım şeyse adamın 4 tane arabayı ne yaptığı, neden en azından 2 tanesini açık otoparka koymadığı. 11'de başlayan toplantı 2:30'da ancak bitti. 4 arabalı son perdede bir kadınla kavga etti. Tam adamın ağzından apır sapır laflar dökülüyordu ki birileri kalkıp hızlıca kapıya doğru giderek toplantıyı bitirdi, zaten yoksa kavga büyüyecekti. Bir de yeni site yöneticisi seçilememişti geçen hafta, bu hafta da kimse gönüllü olmayınca bize kadar teklif geldi. Dev bir kahkaha atacaktım ama çok ayıp kaçacaktı tuttum kendimi.

Dünkü talihsizliklerden sonra korka korka markete gittik, alışveriş yapıp eve döndük. Sonra hazırlanıp önceki hafta söylediğim arp konserine gittik yine korka korka. Neyse ki talihsizliğimiz devam etmedi. Konser çok güzel geçti, çıktığımda sakinlikten uyumak üzereydim. En azından haftayı güzel bitirdik.
Konseri dinlerken buralara gittim

Önceki haftalarda bitirmeye karar verdiğim küçük oda yeni kediye hazır. Bu haftaiçi uygun bir günde gidip getireceğim sonunda.

Hiç yorum yok: