7 Aralık 2015 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

Merhabalar!
Pazartesi!
Sendrom!
Boşver!
Kahve!
Yap!
İç!





Pazartesi sendromunu atlatmak o kadar kolay mı emin değilim aslında; hele ki tam 1 hafta sonra yeniden geleceğini biliyorken. Belki de bunu azaltmanın yolu haftalık bir "mutluluk" ya da "eğlence" planı yapmaktan geçiyordur. Kesin bir reçetesi olsaydı ya da genel-geçer, eminim ki o zaman sendrom olmaktan çıkar "Pazartesi sıkıntısı" adını alırdı. Bundan kurtulmak için ben de yapması mutluluk verecek bir plan hazırlama işine giriştim. İlk olarak şu bir türlü düzenlenemeyen kullanılmayan odadan işe başlayacağım. Orada tonla ayıklanacak kıyafet, anneme geri gönderilecek kullanılmayacak ev eşyası vs var. Annem ne yapar onları bilemiyorum ama artık benden sonra nuh tufan modunu açtım. 2 koca ikea poşetini kullanılmayacak kıyafetlerle doldurdum bile. Şu zamana kadar kullandığım "Belki..." cümlelerini bir kenara koyup yabancı bir gözle baktım her birine ve en fazla 5-6 parça ayırdım. Eskiyenleri atmamak anneannemden geçmiş sanırım. Bir insanın 3 oda dolusu eşyası ve ortalama bir oda büyüklüğünde ağzına adar dolu bir deposu olur mu? Oluyormuş. O hale gelmek istemediğimden ipleri elime aldım.

İkinci olarak 2 hafta sonraya güzel bir Arp konseri için organize ettim arkadaşlarımı. 
Yeni yıla yaklaşırken şenlikli başlayan bir yılı şenlikli bitirmek lazım dedim. Yılbaşı içinse henüz bir plan yapmadım. Dışarıda geçirmek istemediğim için zaten ya geçen seneki gibi arkadaşları eve doldururum ya da biz gideriz.
Zaten yeni yıl namına geçen sene yaptığım, bu sene de ufak eklemeler yapıp astığım kapı süsünden başka bir  şey yok. İstanbul'da havalar hala tam olarak kış yüzünü göstermediği için sanki hala sonbahardaymışız hissindeyim, ona verdim bu ruh halimi.

Ne güzel dağıttım konuyu değil mi?
Bir başka haftalık mutluluğa ulaştırıcı plana gelirsek; hala kedilerimden biri annemlerde, yan odayı düzene sokmamla diğer kedimi de getireceğim. Eve alışması için ilk birkaç gün yan odada tutacağım onu ki hem evde bizim seslerimize en azından bir kapının arkasında olduğunu bilmenin güveniyle alışsın, hem de bu süreçte evdeki tek kedi olmayacağını baştan bilsin. Daha önceki deneyimlerime bakarak söyleyebilirim ki Tikir'in bu konuyla ilgili çok bir sıkıntısı olmaz, kolay adapte olur fakat Dumduş'u önce getirseydim arkasından Tikir geldiğinde evde büyük bir savaş yaşanırdı. 

Son olarak da odayı boşaltıp içine Dumduş'u yerleştirdikten sonra yeniden çizimlerime döneceğim. Bu sefer yalnızca kendime saklamamak gibi bir amacım var. 




Hiç yorum yok: