3 Aralık 2015 Perşembe

Kışa Hazırlık

Bugün (aslında dün oluyor saat nedeniyle) uzun zamandır ilk defa resim malzemeleri satan bir yere girdim. Kırtasiye vs tarzından bahsetmiyorum. Neredeyse her şeye dokundum diyebilirim. Akrilikler, tuvaller, fırçalar... Çalışanları da o çevredeki diğer bir muadiline göre bir hayli güler yüzlüydü. Ben fırçalara bakarken bir çalışan geldi yanıma "Yalnız kalmışsınız, yardımcı olabileceğim bir şey var mı?" diye sorduğunda artık nasıl bir meditasyon halinde "Yok, teşekkür ederim, karıştırıyordum" dediysem kahkaha attıktan sonra "Peki, iyi eğlenceler o zaman" diyerek gitti.

Kaynak

Fırçalarım, çeşitli boyalarım hala annemlerde olduğundan hangi renklerde eksiğim olduğunu bilmediğim için yalnızca neredeyse hepsine dokunmakla yetindim. Taa liseye başladığım sene (2000 oluyor kendisi) aldığım ve senelerce deli gibi kullanmama rağmen sapasağlam duran Habico'nun 110 serisi fırçalarımdan başka zaman zaman ihtiyacım olup elimde olmayan numaralara bakayım dedim ama hiç Habico bulamadım. Sanırım artık Türkiye piyasasında pek yoklar. Onun yerine başka bir markadan aldım, Habico kadar düzgün kıllı ve dayanıklı görünmediler gözüme ama zamanla göreceğiz.



Oradan çıkıp çorap almaya gittim; artık saatinden mi şansımdan mı bilmiyorum ama birbirinden ilginç insanlar vardı. Bir çorabın bedenini ararken yanıma 2 tane bayan geldi, çoraplara bakıyorlardı. Birinin elindeki poşet arkadaki çocuk ev patiklerine takılıp yere düşürmüş. Öteki tarafımdaki bir kadın sırtımda çanta varken o dar reyondan geçip büyük bir gayretle kadının düşürdüğü patikleri alıp yerine takarken "Çocuklar giyiyor ya bunları, kirlenmesin" dedi. Acaba o patiklerin orada rafa dizilene kadar hangi şartlardan geçtiğini hiç düşünmemiş mi merak ettim. Umarım aldığı çorapları filan yıkamadan giymiyordur.
Aradığım çorabı bulduktan sonra kasaya doğru giderken 2 tane genç kızın yanından geçtim, kasaya ilerledim, onlar da kasanın yakınındaydılar. Yaşlarını bilmiyorum ama konuşmaları, kullandıkları kelimeler 20 bile olmadıkları hissini uyandırdı bende. Sürekli birbirinden farklı çoraplara sanki görünmez bir el saldırıp önlerinden kapacakmış gibi atılıyorlardı. O anı anlatabilmem çok zor, gözünüzde ne canlandı bilmiyorum, öyle pek bir empatim yok son günlerde. Görünmez olan elle durmadan savaş verirken biri diğerine çorapların dantel modelleri ve hangisinin neyle giyilip giyilemeyeceğini anlatıyordu. Diğeri de durmadan şaşırıyordu. "Çekimde şunu giymeyi düşünüyorum o yüzden en iyisi bu çorap galiba. Seksi de olabilirmiş, öyle dediler." gibi kelimeleri arka arkaya sıralarken opak koyu yeşil çorabımla göz göze geldik. "Umarım sıcak tutar"dan pek öteye gidemedi benim aklımda sıralanan kelimeler.

Dünya herkese göre farklı bir şeyin üzerinde duruyor. Ben siteye girerken, eğer oralardaysa miyavlaya miyavlaya yanıma gelip sürekli 2 ayağı üzerine kalkıp vücudunun yarısını bacaklarıma sürterek yürümeye devam eden beyaz üzerine siyah-gri iri iri benekleri olan sitenin kedisi bence dünyanın üzerinde durması için güzel bir nokta.

Hiç yorum yok: