15 Nisan 2015 Çarşamba

BITKISEL HAYAT

Merhaba!

Baştan söyleyeyim; her "normal" insan kadar takıntılarım var elbet, birazdan bahsedeceğim şey son 2 yazıdır bahsettiğim bir şey olacak;
İki sene kadar önce bir anda puf diye ortadan kaybolan bir kot pantolonum vardı, nerede olduğuna dair en ufak bir fikrim de yoktu. Neden yoktu derseniz "Evim de evim" demiyorum. Bir gün evden fatura yatırmaya diye çıkıp üç gün sonra dönebilen bir insanım. Haliyle orada burada çeşitli eşyalarım kalıyor. Diş fırçası endüstrisinin yükünü tek başıma sırtladım, evinizde tanımadığınız bir çorap varsa size de uğramışım demektir, kahvenizi bitirdiysem de haber edin bir dahakine telafi ederim. Hal böyle olunca geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım önceki yaşamımda hippiliğe doyamadığıma kanaat getirdi. Neyse daha fazla uzatmanın anlamı yok. Hayatıma bir pantolon eksik devam ettim iki sene. Yerine yenisini de almadım. Hayat bir pantolon eksik de devam edilebilinen bir şey. Birkaç gün önce annem arayıp müjdeli haberi verdi, pantolonum çıkmış ortaya. Kedisi bol bir evde yaşadığımızdan -kedilerle yaşayanlar bilirler, kedilerin temiz çamaşırları ne kadar sevdiğini- bir gün pantolonum temiz temiz çamaşır sepetinde benim onu almamı beklerken bir kedi tarafından annemin dolabının arkasına devrilmiş(Tahminimizce). Dolap da çok ağır ve büyük olduğundan sürekli çekilip arkası temizlenemiyor. Evdeki büyük temizlik sonrası pantolon ortaya çıkıyor ve iki senedir ertelediğim pantolon alma ihtiyacım da böylece sıfırlanmış oluyor.

Sıra geldi asıl güzel konuya; geçen Haziran ayından beri sevgiliye söylediğim bir şey vardı "Şu balkona rengarenk çiçekler alalım!". Alalım da çeşitli nedenlerden (neden acaba!?!) evde sürekli durulmuyor bu nedenle çeyizimin en önemli iki parçası olan kedilerimi de getiremiyordum. Kedilerimi hala getiremiyorum aslında ama çiçeklerin kediler kadar ilgiye ihtiyacı olmadığı da bir gerçek. Dün sonunda dayanamadım ve çiçekçinin önünden geçerken iki tane çiçek aldım. Aşağıdaki fotoğraftakinin şakayık olduğunu söyledi aldığım yer ama çiçek isimleri konusunda çiçekçilere güvenmeyi, Gerbera'ya Kasımpatı diyen onlarca çiçekçiden sonra bıraktım . Bilmiyorum belki de bir bağlantıları vardır ama bana tek tek anlatmaları lazım bu şunun türlerinden biridir diye.



Bu fotoğrafı dün eve gelir gelmez çektim, çiçek şu anda bile daha iyi bir durumda. Rengi, ışığı bu kadar kötü bir fotoğraf koyup sizlerin gözlerini yorduğum için sizlerden de, hakkını yediğim çiçekten de özür dilerim.

Bu arada çiçekler bitkiler konusunda bilgim sıfıra çok yakın. Yalnızca vazo çiçeklerim oldu şu ana kadar ama onlara da iyi baktığımı söyleyebilirim. Bu konuda da şu siteden yardım almaya karar verdim; gerçekten çok güzel tane tane anlatılıyor her şey. İlginiz var ama bilginiz yoksa aklınızdaki yüzlerce soruya cevap bulabilirsiniz. Site çok fazla kullanıcı dostu değil ama biraz karıştırmayla geniş bir yelpazesi olduğu görülüyor.
Sevgili Cuma günü temelli olarak Türkiye'ye dönüyor ve biz de az önce bahsettiğim siteden uygun ortam yaratıp bakabileceğimiz çiçeklere karar veriyoruz. Şimdilik bakımı biraz zor olan çiçekleri bir kenara koyup bakımı kolay olanlara yöneliyoruz. Sayıyı da sınırlı tutuyoruz ki çiçek katliamı yaparsak olabildiğince az hasarla kurtulalım.

Bu arada mutfaklarda hiç hoşlanmadığım şeylerden biri de şu doğalgaz borusu. Vanası olduğundan kapatılamıyor, ben de yılbaşından kalan süslerden birini buna sardım. Burada öyle çok belli olmasa da o şekiller aslında çam ağacı. Gövdesi falan da var ama belli olmuyor. Aşağıdaki fotoğrafta biraz daha belli oluyor ama sanırım.


Fotoğrafın kenarından görünen benim omzum ve kolum ama sabah yeni uyanmış halimle kimseyi korkutmanın alemi olmadığından kırptım fotoyu. Rica ederim.


Çiçeksiz hayat çok bayat diyen bloggerınız Süpersonik...

Hiç yorum yok: