9 Mayıs 2013 Perşembe

HIRSIZIN UĞRAMADIĞI ÇİÇEKÇİLER

Kız istemeye giden damat adayı babası kıvamında bir övünme olacak ama, çevremdeki insanlar gözlem yeteneğimin sınırlarını önce küçümseme yoluyla algılayamadıklarını belirtirler fakat olaylar benim dediğim yönde gelişir çoğu zaman ve hayrete düşerler. Bunun aslında tek bir çıkış noktası var, ortaokulun son senesinden beri gittiğim resim kursları. O zamandan beri gözlerim hep olması gerekenin peşine düştü. Yolda giden bir insanın çok hafifçe bir ayağının aksaması, ayağında bir sorun olduğunu anlamama, bir kedinin tuvaletini yaparkenki pozisyonu idrar yollarında bir sorunu olduğunu farketmeme, karşılıklı çok sakin konuşan iki insanın minik hareketleri aslında kavga ettiklerini (çoğu zaman konusuyla beraber) görmeme neden oldu hep. Eğitilmiş göz -eğitildiği yönde- ayrıntıları farketmesine olanak sağlar. İçgüdü olarak yerleşir bu. Sürekli etrafına baktığında bir şeyler görür. Dünyayı bir bütün gibi algılar. Üniversitede bir hocamızla ders sırasında muhabbet ederken duvardaki hafif sıva çatlağını gösterirken "Şu duvardaki çatlağı belki bilinçli olarak algılamıyorsunuz fakat bu ortaya koyduğunuz işlerde ister istemez etkisini gösteriyor, sonra evinize gittiğinizde masanızın kenarındaki lekeye gözünüz alışıyor ve farketmiyorsunuz bile. Bu da giderek yaşam kalitenizde düşüşe neden oluyor." demişti. Bunu aşmaksa ancak farkındalıkla oluyor tabii. Belki yaptığın bir resimde yıpranmış bir ortama daha da yıpranmışlık katmak için masanın kenarına bir leke konduruyorsun, duvarlara hafif sıva çatlakları, yerde gezen birkaç karınca ve resmin etkisi tamamen artıyor bu sefer.

Bütün bunlarn dışında günlük hayata dair gerçekleri de farketmek daha kolay oluyor. Belki Kadıköy çarşısının ortasındakinde değil ama Bostancı'nın yerleşim yerlerine yakın bir yerde bir çiçekçinin, dükkanı kapatırken hiçbir zaman küçük, cam önü çiçeklerini içeri almadığını farkediyorsun. Sonra Ortaköy'de rastlıyorsun aynı duruma. Acaba, diye düşünüyorsun; çiçekseverlerden hırsız çıkmıyor mu?



1 yorum:

fermina daza dedi ki...

ben! ben çalardım ama burda her şeyi içeri alıyorlar :)

yakınlarda bi çiçekçi var, ara ara ölmeye yüz tutmuş bitkileri kaldırıma bırakıyor dükkanını kapatırken. ordan evlat ediniyorum denk geldikçe.