25 Nisan 2013 Perşembe

ANNEDEN KIZA MİRAS BAŞ AĞRISI ATAKLARI

Etrafımızdaki dünyayı algılayışımız nasıl da değişiyor zamanla... Yeni yeni farkediyorum. "Anne olmadan beni anlayamayacaksın" sözünü hepimiz duymuşuzdur sanırım anneleremizden. Dürüst olun, hangimiz her şeyi "olması gerektiği gibi"nin sınırları içinde yaşadık ki? Bazen diyorum ki keşke daha çok duysaymışım bu lafı. Zaman geçiyor ve ben tekdüze bir hayata çekiliyorum doludizgin. Gitmek istediğim yerlere gidemeyip kalmak istemediğim yerlerde kalıyorum hep. Berabere bile bitmeyen Pat içinde buluyorum kendimi.
Boyumdan büyük bir harita alıp duvarıma asmak istiyorum ve her gittiğim yeri, döndüğümde, deniz mavisine boyamak istiyorum. İstiyorum ki her yer deniz mavisi olsun boyumdan büyük haritamda. Akşamın bir saatinde "Bugün de lodos fena vurdu beni, migrenim tuttu" demek değil. "Senin de migrenin olsa anlarsın" demeyeyim istiyorum.

Uzun zamandır ertelediğim ama aslında daha fazla erteleyemeyeceğim, ertelenmesi de o kadar komik duran işler var ki yapmam gereken, söylemeye utanıyorum sayın okuyucu. Bunları yazsam şuraya başlarsınız taşlamaya, hayır, "İlk taşı günahsız olanınız atsın" demeye bile yüzüm tutmaz. Kafamda sürekli bunlar, bir şey yapmak gelmiyor içimden. Bahar mı vurdu migren mi tuttu bilemiyorum ama şu güzelim havaların bile tadı "Denver" adında yaramaz ve suça(!) eğilimli bir köpeğin videosunu izlemeden olmuyor.





Hiç yorum yok: