11 Mart 2013 Pazartesi

BİTTİĞİNE SEVİNİLEN GÜN

Benimki birkaç saat önce bitti!


Sola bakınca...
Herkesin hayatında muhakkak en azından bir tane vardır bunlardan.
Bugün öğlen arkadaşım H. aradı. Bir süredir devam eden, farklı boyutlara taşınıp şekil değiştiren irili ufaklı başetmeye çalıştığı sorunları var, bugün de bir şeyler olmuş morali çok bozulmuş, havası değişsin azıcık diye dışarda buluşalım dedim. Akşam 5 gibi Kadıköy'de buluşmaya karar verdik.
Ben Kadıköy'de, metrodan çıkıp kafamı bir kaldırdım dışarısı kıyamet gibi kalabalık. Pazar günü olmasına verdim başta ama sonradan öğrendim ki benden az önce miting varmış Kadıköy'de, bir de üstüne maç eklenince (Pazar'ın değerini 3.14 almayı unutmuyoruz) sonuç "kıyamet" çıkıyor.


Sağa bakınca...
Benim de aklıma daha önceden konuştuğumuz bir yer geldi, havalar güzelken bir gün gidip sakinliğine, yalıtılmışlığına ve manzarasına hayran kaldığım! Bir yerde buluşup gidelim dedim.
Bulunduğum yerden buluşma yerine gitmek normal şartlarda 5 dakika, polis barikatından yol bulup üstüne kalabalıkla cebelleşmek +10 dakika. Sonunda güç bela buluşma noktasına ulaştım, oradan da 5 dakikalık yürüme yolu var. Çok yaklaştığım bir sırada bir umumi tuvaletin kapısında, daracık yerde 10 kadar polis, içeride birilerine sesleniyorlar "gel, gel, tamam, gel!" diye, bir şeyler oluyor içeride ama anlam vermek ne mümkün! Neredesin diye sormak için telefonumu çıkardım, arkadaşım da beni aramış birkaç dakika önce. Aramasının nedeni de "Burada adamın biri çırılçıplak soyundu, bir şey yapar filan, karşı taraftan gel" demekmiş. Neyse, gideceğimiz yere gittik, bütün o kalabalıktan, arabalardan, minibüslerden uzakta, az insanın olduğu, onların da kendi halinde durduğu yerde tam ayarında Türk kahvelerimizi ve çaylarımızı içtik. Bol bol sohbet-muhabbet, az miktar dedikodu ama en bolu da manzaranın tadını çıkarmak derken eve dönüş.

Bu da içeriden bir ayrıntı.
Dönerken bir şey söylemek için annemi arıyorum arıyorum açmıyor, bu aslında son derece normal bir durum; ne annem ne de ben telefonla pek haşır neşir insanlar değiliz, anneannemdedir diye anneannemi arıyorum ben de; anneannem ise asla telefon açmamazlık yapmaz ama o da bir türlü açmıyor. O da açmayınca alıyor beni bir sıkıntı, bir de bu aralar ilginç bir şekilde hislerim kuvvetlendi, rüyalarım çıkar oldu (bir şey beklemediğim halde, birden ortaya çıkan durumlar gibi). Fazla düşünmemeye çalıştım, 1 saat kadar sonra sokağın başındaydım ve tam bizim kapının önünde bir grup insan toplanmış konuşuyorlar, aslında pek fazla konuşma da yok, daha çok izleme havasındalar, o an tedirginliğimin haddi hesabı yok, ayaklarım geri geri gidiyor, daha fazla sıkıntıyı kaldırabilecek durumda değilim, olur ya bazen öyle...
İstemeye istemeye biraz daha ilerliyorum bir bakıyorum bizim yan apartmanın karşısında bir ekip arabası, apartmanın girişinde bir başka ekip arabası, uzun ince bir adam (sonradan polis olduğunu farkediyorum) fotoğraflar çekiyor, dönüp bakıyorum ama bir şey görünmüyor, ne olmuşsa, olalı bir hayli olmuş.
Biraz daha ilerliyorum, karanlıktan annemi seçiyorum, bizim bahçe kapısının önünde duruyor, kapının önündekilerle konuşuyor (anneme çok yabancı bir hareket), annemi öyle sakin görünce inanılmaz rahatlıyorum, geçen on saniyede ömrümden bir yıl fire vereli çok olmamış, yeni yaşımın buruk sevinci var üstümde. "Anne, ne oldu?" diye soruyorum, yan apartmanda, 4. katın balkonundan birisinin düştüğünü söylüyorlar, hem de ön tarafta toprak-çimen tarafına değil, arkaya; otoparkın olduğu beton kısmına! Ambulansla polis çağırmışlar, polis 20 dakika, ambulans da 25 dakika sonra gelmiş, ambulans götürürken hala bilinci kapalıymış. Annem, o sırada evde, düştüğü yere yakın sayılabilecek bir yerdeymiş, "Küt! diye bir ses duydum, kediler birbiriyle kavga edip bir şey düşürdüler sandım" dedi, ameliyat dikiş yerlerine bile bakamayan ben, sanki kafama bir şeyle vurmuşlar gibi bir ağrı hissettim o an kafamda. Ben, onlara ulaşmaya çalışırken de bu olaylar oluyormuş, ara ki bulabilesin! Sonra da eve girdim, 3 gün yemek yemeye gelmeyip sonunda neredeyse ölmek üzere bir şekilde gelen, bahçede baktığımız bir kediyle ilgilendim. Kedi, dünden beri daha iyi, biraz canlandı, veteriner antibiyotiğini, vitaminini filan verdi. Çok susuz kalmış, sanırım bir yerden de burnunun üstüne filan düşmüş, yemek yiyip su içememiş, zayıf düşmüş, hasta olmuş üstüne... Bir dolu şey anlayacağınız, yarın durumu belli olacak.
Saat gece 12'yi geçtiğinde bu kadar rahatladığım çok az gün vardır.

Günün bitmesini kendi kendine derin bir oh çekerek kutlayan bloggerınız Süpersonik...

2 yorum:

bahar006 dedi ki...

Çok yorucu bi gün olmuş, geçmiş olsn.

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

evet, biraz fazla geldi. Teşekkürler =)