27 Ocak 2013 Pazar

Bir Hafta Nasıl Geçer

Daha önceleri üç günü bir yerde, iki günü başka bir yerde, dört günü baaambaşka bir yerde sadece bir sırt çantasıyla rahatça geçiren ben, aynı sırt çantasıyla beş günü bir yerde geçirince anladım ki yaşlanmışım. Bir kere topuklu ayakkabılarımı özledim, sırt çantasıyla makyaj pek güzel bir kombinasyon olmamasından mütevellit makyaj da yapmadım ama bunu da özledim. Zaten yanına makyaj malzemesi alsan o kadarla kalmıyor, makyajlı surata ojeli tırnak da gerekiyor, e bunun temizleme mendili var, oje çıkarıcısı var şusu var busu var, var da var... Şimdi evimdeyim ama yarından itibaren temiz bir beş gün daha yokum, şimdiden düşünüyorum ne yapsam diye, üstelik kedilerimi özlemem de cabası. Onlar tepemde tepişerek beni uyandırmadan, 3 dakikada bir içeri girip dışarı çıkmayı istemeden günler biraz anlamsız geliyor. İşin şakası bir yana çok pis bir şey böyle sevdiğin varlıklardan uzak kalmak.

Burada olmadığım günlerde birkaç kartpostal daha gelmiş Postcrosserlardan, elimde scanner olmadığı için yalnızca karşı tarafın yüklediklerinden birkaçını gösterebiliyorum.









Bu hafta da böyle geçti. Kaldığım yerde çok iyi baktıkları halde ben ortalıkta Oz Büyücülerin Dorothy kıvamında geziniyorum "Ev gibisi yok!" diyerek. Valla bak ev gibisi yok.




Hiç yorum yok: