7 Ağustos 2012 Salı

Çok Kişisel

Sıcaklar, uykuya direnç gösteren bir bünyenin eeeen büyük destekçisi sanıyorum ki.
En az, ders çalışmak, çalışmak, yapılması gerekenler vs kadar uyumama yardım eden bir de alkol tüketmek var benim için. Bazı insanlar içince enerji patlaması yaşar, içindekileri açığa çıkarır, çok konuşur... Ben de en yakın yastığa yönelirim. Az önce koooocca bir şişenin daha sonuna geldim. Gerçi bir süre daha bitmese, kıvamı değişecek noktaya gelmiş bir Jagermeister'den bahsediyorum. B. sanıyorum ki sonunu bana bırakmış. Bunu genelde elma suyuyla karıştırmayı severim ama evde meyve suyu olmayınca şansımı maden suyuyla deniyorum ve sonuç çok da fena değil. -An itibariyle hafif bir göz kapanması yaşadım kısa bir anlığına-


Hayatımda, ilk olarak hatırladığım, çapkınlık dedikodusu yapılan kadın Esma Sultan'dır. Çocukluğumun yarısı Ortaköy'de geçtiği için aslında çok da garipsenecek bir durum değil sanırım.

Hayvanların ilk farkında olmam ise -hani ortalıkta dolaşan obje olarak görmekten çok onların da en az kendim kadar varlıklarının farkında olduğunu farketmemden bahsediyorum- 8-9 yaşlarıma denk geliyor sanırım. Ben daha pire kadarken eve alınan bir papağanımız vardı. İlk geldiği gün cam gibi aklımda. Çünkü akşam eve kocaman bir paket geliyor, bunun içinde kocaman bir kafes, onun da içinde rengarenk bir kuş, 3 yaşlarındaki bir çocuğun ilgisini yeterince çeker. Bir insanın ilk anısının bir hayvanla ilgili güzel bir anı olmasıysa şu anda şanslı olduğumu farkettirdi bana. Her neyse bu güzel hayvanla uzuuuunca bir süre kardeş ilişkisi vardı aramızda. Kafamın tepesine tüner, burnumu karıştırır, ben yokken benim terliğime, çorabıma götünü dayar, ben gelene kadar ayrılmazmış eşyamın yanından. Ben 12-13 yaşındayken malesef ömrünün son zamanlarını yaşıyor. Hala çok zor geliyor onu kaybetmiş olmak. O zamanki çocuk aklımla üstesinden gelmem çok daha zor olmuştu.


Hayat, gerçekten garip olabiliyor. Sen kalk Afrika'nın bilmem neresinden gel, Türkiye'de küçücük bir kızın en yakın arkadaşı ol, kendini onun koruyucusu san...



Oğlaklar, kuzulardan daha şirin olduğu halde neden insanlar birbirlerine "kuzu" diye sesleniyor?
Kuzulara nazaran daha öpülesi bir suratları, daha yumuşak bakışları var ama ikisi de çok güzel yaratıklar sonuçta.

5 Ağustos 2012 Pazar

Her Şey Zamanla

O kadar klişeleşmiş ki "zaman" kelimesi çoğunlukla ayrılıkları hatırlatıyor bana. Hani "zaman her şeyin ilacı" vs tarzı klişelerden bahsediyorum.

Etrafınızda tonlarca şeyi bir anda şıp diye bıraka/bile/n birileri mi var? Bazen çok mu özeniyorsunuz? Çok mu kızıyorsunuz? Çok mu garipsiyorsunuz? Size bir itirafım var; Her şey zamanla!


Karşınızdaki kişi ne sandığınız kadar ele-avuca gelmez, ne herhangi bir şeye-kimseye değer vermeyen biri, ne de ne yapacağı belli olmayan serseri mayın... Sadece bıraktığı şeyi bırakmadan önce, o şeyden çokca sıkılmıştır. Sadece bir şey yaptınız ve üzerinize çizgi mi çekti? Zamanında başkasından da canı yanmış ve o çizgiyi çekmesi gerekmiş ama çekmemiştir, şimdi sadece tedbirli davranıyordur. Haberiniz bile olmadıysa olanlardan, içine atmıştır. Bir zaman sonra insan farkına bile varmadan içine atmaya başlıyor biliyor musun? Nefes alır gibi hem de, ya da göz kırpar gibi.

Hem nereden biliyorsun başka birilerinin de sana "şıp diye bırakan" sıfatını yapıştırmadığını?

Şıp diye bırakıyorsa-bırakabiliyorsa illa ki haklıdır diyemem ama mutlaka kendince sebepleri vardır.


Dikkatsiz bir ailenin, çocuğuna "Bizimki de çok maymun iştahlı caaanııııım!" diye bir çırpıda veriverilen sıfat kadar aceleci bir karardır "Bir anda her şeyi bırakıveren" sıfatını yapıştırmak.