25 Şubat 2012 Cumartesi

Ya Karanlık Ya Rengarenk

Şifremi bile unutmuşum girmeye girmeye. Olur öyle arada. İsteyerek, bilerek olmadı. Bilindik şeyler işte, bla bla bla.



Kaçırdığım muhteşem sergiler, gittiğim sönük partileri anlatmayacağım hiç. Geriye de pek bir şey kalmıyor. Muhteşem doğrulara veya hatalara imza atmadıysan da öldükten 50 yıl sonra kimse seni hatırlamıyor. Bütün geriye kalan ayrıntılar da can sıkıcı. Ben bile düşünürken sıkıldıkça okuyan neden sıkılmasın değil mi ama?!

Yanlış zamanda yanlış yerde olma usatası olan bendeniz, bir ara doğru zamanda doğru yerde olmaya başladım, böylece olaylar gelişti...
Gerçi yine yanlış zamanda yanlış yerde olmaya devam ediyorum, eeee, eski alışkanlıklar kolay bırakılmıyor.

Şunu da yazayım, bunu da ekleyeyim, hatta şöyle devam edeyim deyip şu bilgisayarı bile açmadan o kadar çok günüm geçti ki anlatamam. Şimdi de hepsi anlamsız, hatta gereksiz geliyor.
Geçtiğimiz 3 ayda elime doğru düzgün kitap alamadım, sinema-tiyatro-konser vs hak getire... Her hafta düzenli almama rağmen, odamda, oradan buradan oku-ya-madığım bir sürü uykusuz, penguen sayısı çıkıyor. Bu böyle gitmez demenin zamanı geldiğini düşündüm. Elimde sürünen kitabıma "Sorun bende değil, sende" deme cesaretini gösterdim ve mutluluğu başka kitaplarda aradım. Deneye-yanıla benim için en doğru olduğunu düşündüğüm kitabı buldum. Her ne kadar Alev Ebüzziya ile birlikte, hayatımı yönlendiren kişi olan Füreya Koral' a, karakter ve hayata bakış tarzıyla pek benzemese de sık sık kendimle benzer nokta bulduğum Aliye Berger' i anlatan Alyoşa' ya başladım Henüz ilk 10 sayfasında bile değilim muhtemelen ama içimde, beni deli gibi saracağına dair çok kuvvetli bir his var. Hadi bakalım...