21 Kasım 2011 Pazartesi

Süpriiiiz!

Geçtiğimiz 3 haftanın büyük bir kısmını evde geçirdim ve sonunda "Bu da can ama!" deyip B.' ye gittim. Waffle partisi yapcaktık. Waffle makinesinin sanırım teflonunda sorun vardı, önceki yaptığında da hep yapışmış wafflelar, dün de girişimimiz hüsranla sonuçlandı. Bir dönem her hafta en azından 1 kere  waffle partisi yaptığımızı düşünürsek bir devrin kapanması diyebiliriz bu duruma.
Eh aç kalınca, dışarı çıktık yemek için. Fenerbahçe' deki Happy Moon's' a gittik. Ben, Burrito, B. ise Vegas Burger istedi. Saat 6 daki waffle denemelerinden sonra saat 10.30 da Happy Moons' a gittiğimizde düşünün artık açlığımızın boyutlarını(arada mandalina filan yemiştik gerçi ama çaktırmayın). Neyse 10-15 dakika sonra yemeklerimiz geldi, yalnız B.' nin yemeğinde sorun vardı, Vegas Burger etle yapıldığı halde burgerin içinde köfte vardı. Bir garsona söylediğimizde, siparişimizi alan ve getiren garson olmadığı için ne istediğimizi kontrol edip geleceğini söyledi, bir karışıklık olup olmadığını anlamak için. Neyse 2 dakika sonra garson geldi ve yalnış sipariş getirdiklerini, burgerler kapalı olduğu için de siparişlerin karışmış olabileceğini söyledi ve eğer 10-15 dakika bekleyebilirsek siparişi düzelteceklerini ekledi ama çok aç olduğumuz için gerek olmadığını söyledik. B.' nin sadece Kadıköy' deki Express İnegöl Köfte' de köfte yediğini düşünürsek Happy Moon's' ta gelen köfteden de memnun olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Biz bir yandan yemeğimizi yiyip bir yandan muhabbete devam ediyorduk. B., burgerinin yarısını bitirmişti ki aynı garson, elinde Vegas Burger tabağıyla geldi ve "Yanlışlığı düzelmek istedik. Dilerseniz yiyebilirsiniz, tadına bakabilirsiniz, dilerseniz dokunmayabilirsiniz de ama kabul ederseniz memnun oluruz" dedi.
Açıkcası Türk işletmelerinde böyle bir harekete alışık olmadığımız için ikimiz de şaşırdık ve çok memnun olduk. Biz talep etmediğimiz halde yemeğimizin doğrusunun getirilmesi, hatanın açıkca kabulü pek fazla karşılaşılan şeyler değil. Tüketici hakları dernekleri henüz çok temel sorunlarla cebelleşirken, tüketici de böyle ince bir hareketi pek beklemiyor doğal olarak. Happy Moon's sık olmasa da gittiğimiz, tercih ettiğimiz bir yer ve ilk defa yanlış sipariş olayıyla karşılaştık, bu durum da bu kadar profesyonel bir şekilde kotarılınca burada bir teşekkür yazısı yazmam gerektiğini düşündüm. 

Bu olay da aklıma başka bir olayı getirdi, üniversitenin son senesinde bir süre Starbucks' ta çalıştım part-time olarak. Bir akşam okuldan çıkıp işe gittim ama pek yorgun değilim. Rush saati geçti -ki çalıştığım mağazada açık çift kasa dahil 6 kişi barda, 2 kişi cafede kapıya kadar kuyrukla 1.5 saat süren rush bilirim- her şey süt liman, barda 3 kişiyiz ve gayet yeterli o kalabalık için, kuyruk yok, sakinlik var... Bir bayan geldi, siparişi bugün bile aklımda. Espresso makinasında ben varım, bardağı kodlandı, hazırladım kahveyi tam olması gerektiği gibi ve hand-off tan bayana kahvesini verdim. 10 dakika sonra aynı bayan geri geldi ve kahvesinin istediği kahve olmadığını, kahvesinde bir sorun olduğunu söyledi. O sırada süpervizor aynı zamanda coffee master da olan E. beydi. E. bey geldi ve kahvedeki sorunun ne olduğunu, neyin aynı olmadığını sordu. Bayan da "İşte her zaman içtiğim gibi değil, bilmiyorum ne farkı var." dedi. E. bey daha yardımcı olabilmek için kapağı açtı ve tadında mı sorun var, kokusunda mı diye sordu ve bayan kokusunda da tadında da sorun olduğunu söyleyince E. bey kahveyi kokladı ve bana dönüp "Süpersonik, bir shot alabilir misin?" dedi, ben de espresso shot aldım ve E. beye uzattım. Bayana, aldığım shotı koklattı ve "Bakın, bu espressonun kokusu, kahvenizden aldığınız kokuyla aynı. Ama ben yine de size, kendim siparişinizin aynısından hazırlayayım." dedi ve hazırlayıp bayana içeceğini uzattı, bunun üzerine çöpe atmamız için bayan bize, benim yaptığım ilk kahvesini uzatınca, bardağın dibinde sadece 1 parmak kahve kaldığını gördüm. 
Amacım niyet okumak değil şimdi ama ben ne zaman böyle bir sorunla gitsem bunu en fazla 2. yudumdan sonra  söylerim, o da ilk yudumda ağzımdaki tattan belki bana farklı gelmiştir diye emin olmak içindir.  Başka türlü bir niyeti varsa kişinin, gerçekten anlaşılıyor her halükarda. Starbucks' ın kahvesi belki çok çok süper değil, self-servis mantığına göre bazılarına kahveleri biraz pahalı gelebilir ama ben yıllardır Starbucks' ta en ufak bir süprizle bile karşılaşmadım Bazı haftalar 3-4 kez gitmeme rağmen. Kahve içeceksem süpriz istemem. 
Çalışırken de ilk defa gelen, bir içeceği ilk deneyen ya da kararsız kalan herkese söylediğimiz bir şey vardı "Beğenmezseniz değiştiririz.". Bazen çok aç olur da insan, yiyeceği yemeği hiç beğenmeme ihtimalinden dolayı o sırada yeni bir şey denemez ya, ben de kahve konusunda çoğunlukla böyleyimdir. Ağzıma aldığım ilk yudumda neyle karşılaşacağımı bilmeliyim. Filtre kahve içeceksem, içine ne kadar süt konmasını istediğimi bile ayrıntısıyla anlatırım, espressoda tanımadığım ya da yeni biri varsa, sütün özellikle hiç köpürtülmemiş olmasını eklerim. Süt, buharla ısıtıldığı için, yeni çalışmaya başlayan biri sütü ısıtırken istemeden de olsa köpürtebiliyor, o köpük de midemi bulandırıyor, neden bilmiyorum. Her neyse... Böyleyken böyle!

5 yorum:

pisikopati dedi ki...

bu dördüncü denemem dünden beri
bir türlü mesaj bırakamıyorum sana..:(

pisikopati dedi ki...

haydaaa ağlayınca mı kabul ediyo yorumları blogger alla alla...

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

Yorum ayarlarını hiç değiştirmiyorum, sadece 1-2 kez deneme amaçlı temayı filan değiştirdim. Onda da yorum ayarları değişmiyor ki =/ Anlamadım ben de. Yine de teşekkür ederim Pisi =))

pisikopati dedi ki...

Bir türlü yazamadığım yorumu tekrar yolluyorum hadi bismillah:))

Biz de sizinkine benzer bir tecrübeyi pazar günü Kanyon'daki House Cafe'de yaşadık. Kahvaltı sonrası bir de keyif çayı içelim dedik ama servis yapmayı unuttular. Biz de üstünde durmadık sadece hesabı isterken eşim adisyona eklenmesin diye son çayların gelmediğini söyledi. Hesapla beraber çayımızı da getirdiler ikram olarak. Böyle küçük şeyler gerçekten de insanı mekana bağlıyor.

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

Kesinlikle, katılıyorum! Kalabalık olur, bütün gün yüzlerce müşteriyle ilgilenilmiş olur, aksaklıklar olur... Bunlar zaten çok çok büyük sorunlar değil ama sorunlara nasıl yaklaşıldığı mekanın imajını baştan sona belirliyor. 3-5 kuruşa itibar ederek kimse bir yere gelemez zaten.