5 Ekim 2011 Çarşamba

Ikarus Yaşam

Bu büyüüüük, kocaman şehirlerde yaşamak aslında hiç akıl karı değil. Evet, daha çok paralar kazanabiliyorsun ama bu kazandığın paraları yine daha çok olan kiraya-elektriğe-suya-yemeğe harcıyorsun. Kocaman kocaman trafiklerde tıkılı kalıyorsun, eğlenmeye gittiğinde mutlaka bir kendini bilmez akşamını mahvediyor, hava kirliliği yüzünden de her gün saçlarını yıkamak zorunda kalıyorsun ya da 1 gün daha saça yapışan yeşile boyanmış "doğa dostu!" Ikarus' ların egzozunu kokluyorsun.
Küçük yerlerin de kendince sorunları var, biliyorum... Mesela benim gibi en dayanamadığı şeyler listesinin en üstlerinde, ilgilendirmeyen kimselerin sorduğu sorular varsa bazı sorunlar yaşayabilirsiniz ama bana bu saçma sapan şehirde küçük yerde yaşıyormuşum hissini veren komşuma buradan teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Bu komşu teyzemizin mahallemizdeki her şeyden, herkesten haberi var ve bu haberi olma durumunun da kişilere direkt sorular yönelterek olduğunu düşünürsek pek de ilginç bir durum değil aslında ama asıl merak ettiğim ben akşam 7 de dışarı çıkıp teyzemizin kapısının sınırından henüz ayrılmışken arkamdan "Nereye gidiyorsun hanım kızııııım?" sorusunu çekinmeden yöneltirken ben neden kendisinin her sabah 5.30 ta nereye gidip yine sabah 8.30 ta eve döndüğünü sormuyorum ki kendisine? Ya da merak ediyorum cidden, her gece her gece 3 ten önce dönmeyen kızlarına da soruyor mu bu soruları?


Göbek kaşıttıktan sonra
Papatyam!


Son olarak tekirim iyice iyileşme yolunda ilerliyor. Bandajlı patisindeki dokular kendini yenileyebiliyor, daha sağlıklı görünüyor. Morali daha iyi gibi. Dün gerçi biraz kendisiyle ilgilenemediğim için trip atıyor gibiydi ama gönlünü aldım yine de.

Hiç yorum yok: