28 Ağustos 2011 Pazar

Tatil!

Bugün akşam B. aradı ve pek de hesapta yokken -uzak bir ihtimal olarak değerlendiriyorduk sadece- "Haydi seninle bir yerlere gidelim." dedi. Kendisi benim pek büyük bir hayranım olduğundan sürükler beni peşinden oradan oraya. Neyse efendime söyleyeyim, pek tatil planı yapmamış olan ben bu fikrin üstüne birazcık atladım tabii. Küçük, kısa, yakın bir tatil olacak.-Olursa-. Aslında her şey yarın belli olacak. Gideceksek yarın yola çıkacağız. Gideceğimiz yer kamp alanı olduğu için çooook eskiden alınmış ve bir yerlerde olması gereken çadırın bulunması gerekiyor. Sadece sırt çantası alacağım için kitap konusunda tek bir atış hakkım var. Burada da belirttiğim gibi yanıma, olabildiğince konusunda mücadele barındıran bir kitap almam gerekiyor. Elimde bu kriterlerde henüz okumadığım birkaç kitap var ama en güçlü aday Ece Temelkuran' ın Ne Anlatayım Ben Sana! adlı kitabı. Bu kitaba ilkbaharın ilk günlerinde başlamıştım, ilk 50 sayfada ağlaya ağlaya bir hal olduğum, ağlamadığımda da boğazımda yumruyla dolaştığım için başka bir zamana bırakmıştım okumayı. Açlık grevlerini, ölüm oruçlarını, biriyle sadece arkadaş olduğu için akşamın bir saatinde ailesinin yanından belki de sadece markete gitmelik vakti olan, ailelerinin yanından patır patır toplanıp nezarete atılan, olaylardan bi' haber gençleri, bu gençlerin ailelerini anlatıyor.

Ece Temelkuran-Ne Anlatayım Ben Sana!


B. ve Pamuk kedisi veterinerden eve dönerken

Bu tüyleri simsiyah, kuyruğu upuzun kedinin adı Pamuk. Gülmeyin hemen, nedeni var adının Pamuk olmasının; ilk başlarda birçok farklı isimle seslendik amma ve lakin hiçbiri tam olarak içimize sinmedi. -Çoğul konuşuyorum onu da birazdan anlatırım- Gel zaman git zaman bu yaramaz, şımarık ve harikulade tüylü kediyi ne zaman kucağıma alsam tüylerinin yumuşaklığından dolayı "Pamuğum!" diye sevdiğimi farketmemle bunu B. ye de anlattım ve benimle hemfikir olduğunu söylediğinde resmi olarak bu dünyalar güzeli karakaçana oy birliğiyle Pamuk demeye karar verdik. Hatta bununla ilgili ilginç de bir hikaye var ki adeta bu isimde haklılığımızın sağlamasının kalesidir!-Bu kadar abartmak eminim yeter; anlatmaya geçiyorum- Pamuk' u bir gün veterinere götürüyoruz ve orada çalışan bir bayan Pamuk' u kucağına alıyor ve sarılmasıyla ağzından istemsizce "Pamuuuuk!" diye bir söz çıkıyor, adını nereden bildiğini soruyoruz ve bize bilmediğini söylüyor. Bu kediyi ilk defa B. henüz 3-4 haftalıkken veterinerin birinde görüyor ve çok seviyor, ardından bana anlattığında "Madem yakın hadi gidip bakalım" diyorum. Çoğu insan farkında olmasa da aslında kediler sizi seçer arkadaşı olarak, Pamuk da bizi seçiyor. B. de ben de anlıyoruz seçtiğini. B.' nin endişeleri vardı mutlu edip edemeyeceği, yeteri kadar ilgilenip ilgilenemeyeceği konusunda, ara sıra İstanbul dışına da çıkması gerekiyordu 1-2 haftalığına. Ben de bu minicik kedinin minicik haliyle özellikle B.' yi seçmesinden dolayı "Senin işin olduğunda ben bakarım. Hem sen mutlu edemeyeceksin de kim edecek?!" diye cesaretlendirdim. 1 kez bile pişman olmadık ikimiz de bu karardan dolayı; hatta büyük bir mutlulukla geliyor aklımıza bu miniğin ailesi olmaya karar verdiğimiz gün.
Ayrıca fotoğraftan da anlaşılabileceği gibi yaklaşık 5-6 ay tasmasız-kutusuz, omuzda gitti-geldi Pamuk veterinere. Veterinerimiz de ne zaman aşılarını yapsa geldi o sırada kolumuzun altına girdi, sarılmak istedi bize. Pamuk da öyle bir kedi işte.



Ayrıca bu aralar şanslı bir dönemimde olmalıyım ki artık neredeyse rüyalarıma girecek olan, aylardır beklediğim Doctor Who' nun yeni bölümünü izlemeden tatile gitmeyeceğim!

Yani demem o ki sevgili okur, muhtemelen bir süre yokum; beni özle.

4 yorum:

bossa nova dedi ki...

mis gibi bombastik bi tatil yap;)

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

Teşekkür ederim =) Umarım öyle olur ve ben de çok süpersonik bir şekilde paylaşırım burada =))

Bolat dedi ki...

Tebrikler güzel blog :)

pisikopati dedi ki...

oy pamuk çok pambukmuş....yirim ben onu yirim..