9 Ağustos 2011 Salı

Konulu Demiştin Hayvanlı Çıktı

Sözlükle birlikte -ne sözlüğü deme; biliyorsun- gerçek bir şekilde hiç kullanmasam bile hayatıma girmiş bir kavram bu "Konulu demişsin ama hayvanlı çıktı." serzenişi. Pek muhterem okuyucularım da bu serzenişlerde bulunmasın diye "Efenim bu blog öyle bir blogtur ki şu konuda üstüme yoktur ve ben size bunlardan bahsedip duracağım burada" demiyorum. Diyemiyorum. Artık yıldız haritamda neptünümle merkürüm yayda birleşip 5. evimden bana 180 derecelik çok baba bir açıyla el sallıyor diye midir bilemeyeceğim ama belli bir konu üzerine uzun süre yoğunlaşmakta hep güçlük çektim.

Baştan uyarayım blogun geri kalanını okusan çok büyük bir aydınlanma yaşatmayacağım sana zira yıldız haritamda -bu sefer sallamıyorum- Şiron tepe noktasına bir hayli yakın olsa da öyle başkasına yararlı kendime zararlı bir halim yok pek. Bu arada anlayacağın üzere bu şanssızlığımın kaynağını bulmak adına yeniyetme bir astrolog edasında süzüm süzüm süzülüyorum sevgili okur.

Birkaç sene önce bir arkadaşım -K. olsun adı- "Geh bah geh ne var bende; sen şimdi güzel güzel, güzel sanatlarda okuyosun ya; sen seversin böyle hem entel dantel hem boğucu hem animasyon olsun..." deyip Totoro' yu izletti. Ben büyük bir sıkıntıyla hala bir yerlere bağlanacak da ben de öyle anlayacağım hikayeyi diye diye filmi bitirdiğimde başlıktaki tepkiyi verebilmiştim sadece. Sonunda K.' ya ceza maiyetinde bana kahve ısmarlamasını ve isim sorduklarında da "Totoro" demesini istemiştim.(Evet bunu haketti).

Bu filmin beni sıktığı kadar çok az şey vardır hayatımda. Bunu izleyip aşığı olanlardan özür dilerim. Aşık-aşk vs kelimelerini pek kullanmam aslında. Birkaç tane kedim var severken bir anda ağzımdan böyle eeeen derinlerden farkında bile olmadan bu kelimeleri çıkartan o kadar. Yoksa bir "insan" evladına -o "insan" siz bile olsanız- bu lafı ettiğinizde sizi bin pişman etmesi an meselesi oluyor. Çünkü olaylar gelişiyor ve bir bakıyorsunuz ki bu kelimeyi sizi tanımadan yaklaşık 11 sene önce tanıdığı birine çoktan deyivermiş ve o kişi de kendi olayları gelişirken ona dünyayı dar etmiş ve o da bu kelimelerin içinin aslında boş olduğu hissini iliklerine kadar hissetmiş ve siz bu kelimeyi halbuki bir "insan" evladı için ona saklamışsınız ama o "insan" evladı için artık o kadar anlamsızmış ki siz daha kelimenin "-ım" kısmına gelmeden dediğinize pişman olacağınızı o ördek surata bakarken bile anlıyormuşsunuz ve bu yüzden de içinizde patlıyormuş. Hatta bu insan demeye onyüzbinmilyon baloncuk isteyen -ördek surat diyelim- ördek surat daha şehrin sınırına bile yaklaşmadan kendinizi yalnız mı yalnız, sahipsiz, annesinin, artık kendi ayakları üstünde dursun diye daha yeni başka bir yere bıraktığı kedi yavrusu gibi hissediyormuşsunuz 7 ceddiniz o şehirde olsa bile. Üstelik bu ördek surat da hiç de durduğu yerde duran, azıcık 2 saniye filan bile önüne bakabilen bir tip olmamasına rağmen yuvarlak kafanı o üzerinde çalışılmış şekilli-kaslı göğsüne dayadığında, yağsız-çalışılmış-şekilli-six pack olmasa da kaslı karnını kendine bastırıp, sıkı sıkı sarıldığında filan evini-yuvanı-yerini-yurdunu-kendini bulabiliyormuşsun hissi vermese, o çok tanıdık, sanki doğduğundan beri seninleymiş de bir ara bir yerde-birilerinde unuttuğun kokusunu içine içine her çektiğinde dayak yiyip ağlaya ağlaya uyuyan çocuğun huzurlu uyuyuşu gibi his olmasa cidden çekilecek dert değil!

Eski hatıraları zırt deyip silemiyorsun birinin kafasından. Zaten öyle bir şey yapmaya kalksan "Bacım bi' dur hele, önce kendi kafana bak sen" deseler yine çok insaflı davranmış olurlar. Şamar oğlanına dönersin valla benden söylemesi. Yani ben olsam dalga geçme olimpiyatları için önhazırlıklara bile başlarım herhalde.
Bir diğer konu da şu "eski ama bir kere varolmuş bulunan kadın"ın nerede adının artık alçak sesle söylenmesi gerektiği konusunda olurdu. O kadının nerede ne yiyip ne içtiğinden, ne düşünüp ne yaptığından filan sana ne yani! Sana ne! Ama karşındaki ördek surat yıllarını paylaşmışsa ve malum kelimeleri ilk onla paylaşma gafletinde bulunmuşsa "E hadi siliver artık hayatından tamamiyle" diyemiyorsun. Ama olmadık yerlerde olmadık şekillerde karşına çıkıveriyor ya o isim! Hem de alçak sesle! Tam cinnetlik! Neyin gizlisi bu arkadaşım? Ahhhh en sinir bozucusuna gelmedi sıra! Malum! Bu başlatanın ve katılanın bile farkında olmadığı bir yarış. "Acaba şöyle yapsam "eski ama bir kere varolmuş bulunan kadın"a benzer miyim? Ben böyle yapıyorum böyle diyorum ama umarım aklına o gelmez! Belli, ünü pek de iyi değil!". Karşında eğer gerçek bir kadın varsa sevgili okur-ki umarım o bile yoktur- çok şanslı olduğunu bil. Artık var olmayan "eski ama bir kere varolmuş bulunan kadın"ı hatırlatmadan onu yenmeye çalışmak pek kolay olmasa gerek.

Bu kadar anlatınca insan evladı olan diyebilir ki; " Canım arkanı dönsen daha kolay". Nah kolay. Bir kere benim Venüs' üm varsa O' nun Mars' ı var!

Okuyabilen varsa çekinmesin buyursun=)


Hiç yorum yok: