16 Ağustos 2011 Salı

Çok Sıkıldım Kimse Beni Tutamaz

Oturup bir şeyler üretsen de, sadece mutfağa girip türlü tatlı-kızartma kombinasyonlarını hayata geçirsen de dışarda güneş parladıkça evde durduğun sürece bunalımlı ruh hallerinde kalmaya mahkum oluyorsun. Bir de elinin altında internet varsa daha fena. Gazetelere, bağımsız yazarlara vs göz attıkça 2 gerçek kendini çok belli ediyor;
1- İnsanların cehaletiyle doğru orantılı faşizmi,
2- Bu cahilliğin ve faşizmin getirisi olan günümüz şartları.

Çeşitli nedenlerden dolayı son 1 haftayı saymazsak son zamanlarda bir hayli dışarılardaydım. Özellikle yaz ayları iklim nedeniyle müthiş geçiyor ülkemizde. İstanbul' da bulunanlar nemden biraz şikayetçi, evet, ama en azından eylülün 3. haftasına kadar dışarı çıkarken kimse akşam geç döneceği için yanına uzun kollu bir şeyler alma ihtiyacı hissetmiyor. Bu küçümsenmemesi gereken büyük bir lükstür bence. 

Her neyse asıl demek istediğim şeylerden ışık yıllarıyla hesaplamalık uzaklıktayım şu anda.

Göbekli Amca' nın samimi didgeridoo merakı
Yazın az önce de anlattığım gibi cıvıl cıvıl, parlak, neşeli geçmeli bu şartlarda. Ama muhterem Beyoğlu polisi bile sokak sanatçılarına belediyeden izinli olduğu halde izin vermemekle sadece yersizlik yapıyorlar. Beyoğlu' ndaki, Asmalımescit' teki, İmam Adnan' daki vs vs vs masa krizlerine dokunmadan geçeceğim -çünkü başlı başına çok yönlü bambaşka bir konu o-. Uluslararası İstanbul Caz Festivali' nin gerçekleştiği dönemde bir şekilde bolca Taksim ve civarına işim düştü. O sırada özel tramvaylarında güzel bir müzik ekibi oluşturup İstiklal Caddesi boyunca bir aşağı bir yukarı giderek müziğini olabildiğince büyük kitlelere ulaştırmaya çalıştı bir grup müzisyen. O dönem başka başka müziklere gösterilere daha açıktı İstiklal Caddesi ama tesadüfi (!) bir şekilde ramazan ayının gelmesiyle bu sokak performansçılarının birer birer azalması bir oldu. Caz Festivali' nin hemen ardından gelen bu gizli-açık yasaklar sadece çok büyük bir ikiyüzlülüğün açık kanıtıdır sadece.

Bugün bir ara sokağa çıkacağım ve muhtemelen iftar saatine yakın Kadıköy' de olacağım. Önce gidip bir süredir almayı planladığım ama bir türlü ya fırsat bulamadığım ya da fırsatını bulduğumda aradığım yerlerde bulamadığım Füruzan kitabını alıp güzel bir çay eşliğinde okumaya başlayacağım-yine bulamazsam doğaçlama bir şeyler bulup onu okuyacağım-.  Oruçlu olup sanki ben onlara zorlu oruç tutturuyormuşcasına bakanları görüp sinirlenmeyeceğim en azından kitabımla meşgul olacağım için. Ah bu arada bizim davulculardan biri -snladığım kadarıyla 2 tane var; çalışları farklı- herhangi bir melodiye ihtiyaç durmaksızın sadece gürültü için dan-dan-dan-dan vuruyor davula ve bunu da özellikle alarmı hassas bir arabanın yanında yapıyor, sonra alarm da çalmaya başlıyor. Eğer bu gece de aynısını yaparsa sıkı bir kavga beni bekliyor demektir çünkü 3. gecesi olacak beni bu şekilde uyandırdığı. Gecenin bir yarısı o gürültüyle sıçrayarak uyanmak tercih edeceğim bir yöntem değil. 

Başka bir not: Belki yanlış hatırlıyorum ama sanırım Kenize Murat' ın Saraydan Sürgüne adlı kitabında prenseslerin vs ud sesiyle uyandırıldığını okumuştum vakt-i zamanında. (10-12 senelik bilgiyle ud değil de başka bir şey çıkarsa şaşırmam ama darbuka olmadığına eminim =P )

3 yorum:

Jano dedi ki...

sizin mahalleye bir burhan öçal lazım o halde

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

İlla perküsyonu yemiş yutmuş biri olmasa da olur; tek istediğim eğer gecenin köründe davul sesiyle uyanacaksam en azından melodili uyanayım =( Çok mu şey istiyorum? Süpersonik Çok Bombastik olarak herkesin çok çok muhteşem olmalasını beklemiyorum tabii =P

Jano dedi ki...

söyle de bi 9/8lik atsın amcam, keyfimiz yerine gelsin :D