22 Temmuz 2011 Cuma

Gücün Yettiğine

Yer ve zaman gözetmeksizin ortalıkta hayvanlara zarar vermeye çalışan çocuklar görüyorum sürekli. Bu durumdan nasibini en çok kediler alıyor çünkü köpekler çocuklara biraz daha ürkütücü geliyor. Eğer gerçekten evinde şiddete maruz kalan ya da şahit olan çocuklar şiddete daha eğilimliyse çok acı bir noktadayız. Önümüzdeki 10-15 senede cinayet, dayak, tecavüz, gasp gittikçe artacak demektir. Geçen hafta akşam yemeğinden sonra havanın güzelliğinden yararlanmak için arkadaşımla kahvelerimizi ve kamp sandalyelerimizi alıp Caddebostan sahile gittik. Daha önce de bahsettiğim bol kedili tarafa gittik daha sakin olduğu için. Tabii haftasonu kalabalığı vardı yine de. Hem mangalcılardan uzak hem sakin hem geniş bir alan ararken mangal yapan  ailesinden 5-10 adım ilerde 9, en fazla 10 yaşında bir kız çocuğunun elindeki sopayla sarman bir kediyi korkutmaya çalışmasını izledim. Birkaç saniye sonra elindeki sopayı kediye fırlatmasıyla tepemin atması bir oldu tabii. O kızgınlığıma rağmen elimden geldiğince yumuşak bir şekilde uyardım çocuğu. Ama her zaman olan şey oldu: ailesinden bir tek laf bile işitmedi. Anlaşılan çocuk kendi başlarının etini yemediği sürece ne yaparsa yapsındı. Böyle davranan çocuklarda, en azından yeniden aynı şeyi yapmak akıllarından geçtiğinde etraftan tekrar uyarı alma çekincesiyle otokontrol ihtiyacı hissettiriyorumdur umarım. Yoksa boşu boşuna bir çocuğu azarlamış olmayı istemem.

Daha çocukken etrafına sevgisizlik yayan bir çocuğun  kontrolsüzce sevgisizliğini yaymaya devam etmesi çok korkutucu bir düşünce. Bu kadar sevgisiz insanları, çocukları gördükçe mevcut silah taşıma şartları çok düşündürücü. Uyanın millet; kızını, oğluna öldürten babaların, buna seyirci bırakılan annelerin memleketinde yaşıyoruz. Şu anda bir evde, aile meclisi bir araya gelmiş, aileden bir kadının, genç bir kızın nasıl öldürüleceğine karar veriliyor. Doğumu merakla beklenen; kendi ellerinde büyüyen bir kız çocuğu. İlk defa kendi yemeğini yemesi, ilk okul günü, ilkokuldan mezuniyeti; artık o anıların bir önemi yok çünkü yine sevgiyi tatmamış, sevgiyle ve istekle kendisine dokunulmamış birinin aklından tecavüz etmek geçti. Muhtemelen 10 yıl önce kedileri canlı hedef tahtası olarak seçmişti; o zaman bir kediye yetiyordu gücü, şimdi bir kadına, karısına, çocuğuna.

Okul masrafından kısılan paranın çeyize yatırıldığı bir yerde evliliğin, anneliğin kutsallığı tartışmaya açık hale geliyor. Bir yandan siyasiler 3 çocuğu öve öve bitiremezken etin fiyatı talep(!) karşısında uçuşa geçiyor. Ortalık alışveriş ve çağrı merkezi işleriyle kaynarken üniversite mezunları vasıf gerektirmeyen işlere talim ediyor. Okumak da okumamak da ayrı bir dert oluyor. Yeterli sayıda bilimsel yayın yapmayan yüzlerce üniversite için yıllarca kurslara, hocalara paralar döken milyonlarca aile... Bu durumda çocuğu evlendirivermek daha ucuza maloluyor.

Hiç yorum yok: