29 Temmuz 2011 Cuma

Dünyalıyım Ezelden

Bu yazıyı nerede bitireceğimden emin değilim. Aslında şu anda bile yayınlayıp yayınlamama arasında gidip geliyorum. Bir diyorum ki "Hayat çok pahalı, işsizlik diz boyu, sevgisizlik yakamızda, insanlar kredi çekip başka bir borcu ödemekle alışveriş merkezine gidip hepsini bir çırpıda harcamak arasında bir deriiiiiiiiin boşlukta, birileri boş yere hapiste, şimdi biri kaza yaptığı arabasının içinde sıkışmış, ambulansın gelmesini bekliyor kendini artık bırakmak için" bir de diyorum ki "İnsanlar 2 dakika şuraya kafa boşaltmaya giriyor, ne sıkıyorsun milletin canını? Hiç süpersonik değilsin; hele bombastik hiç değilsin!" Ama her tarafta bu kadar ilginç olaylar dönüyorken nasıl susabilir ki düşünen bir varlık?

Bir dönem çok alevlenmişti mesela üniversitede türban olayı; 3-4 gündür aklıma yok yere gelip duruyor; ilk dönemlerde öğrenciler okula girebiliyorlardı ama hoca dersine alacaksa dilerse tutanak tutabiliyordu. Tabii burada kimi kime şikayet ediyorsun durumu var. Şu anda da eğer hoca seni türbanla derse almazsa sen tutanak tutabiliyorsun. İlginç bir durum.

Küçük bir not, konudan sıyrılmaca; tam şu anda bir adam çöpleri karıştırıyor, yandaki marketin kartonlarını filan topluyor. Burada oturmuş laf üretiyorum ben de...

Hak Diyene Hukuk Demek
Her neyse geri dönelim konumuza; şimdi siz bu türbanla okula girmeye çalışan ablalara, bu ablaların ailelerine sorsanız haklı olarak kendilerine tanınmayan haklardan dem vuracaklardır. Aynı ailelere eşcinsel evliliklerin yasallaşmasını, iki adamın, iki kadının el-ele tutuşarak sokakta yürüyüp de günün karakolda tamamlanmaması hakkını sorsanız onların toplum içinde olmaya haklarının olmadığını söylerler büyük ihtimal. Çocuklara kötü örnek şeysi...  Halbuki yaratıcı güç senin için ne kadar normalse o insanın duyguları ve düşünceleri, istekleri ve istediği kalitede yaşam hakkı da onun için normaldir. O çift de yaratıcı güce inanma fikrini çocuklarından sakınabilme hakkını ellerinde bulundurabilmeliler bu durumda.  Eğer ikisinden sadece birini savunuyorsan bencilsindir, iki yüzlüsündür. Hatta iki taneden de fazla yüzün vardır birbirini bile tanımayan.
Bana şu anda kimse ama hiiiiiiiç kimse evrenin bambaşka bir noktasındaki bambaşka bir gezegende yaratıcı bir güce inanmanın ayıplandığı, hor görüldüğü ve aynı cinstekilerin (2 ya da 3 farklı cins olduğunu varsayarak konuşuyorum) ilişkilerinin "normal" kabul edildiği ihtimalinin olmadığını kanıtlayamaz.

Gelelim başka bir konuya; gazeteleri 13-16 yaş aralığındaki elinde sürekli telefon, ya mesajlaşan ya internetten mutlaka her an iletişim halinde olan veletler basmış gibi. Ne doğru düzgün bir dil kullanımı var ne düzgün, anlamlı, alakalı başlıklar. Bu kadar basit mi cidden bu işler? Herkes borazan çalıyor "bağlaç olan -de" diye ama gazetelerin redaktörleri anlaşılan sağır sultana taş çıkartıyorlar! Ben bu blogda dilediğim kadar yanlış yazarım, biri şikayet etse o kişiyi bloklama hakkımı da keyfime gelirse çatır çatır kullanırım ama sen gazete çıkartıyorsan YA-PA-MAZ-SIN! Zaten internet gazeteleri olmuş 15 yaş ortalama ergen bilgisayarındaki fotoğraf dosyası... Gerim gerim gerildim durduğum yerde. Gazete mi okuyorum dayak mı yiyorum anlamadım özellikle son 2 aydır.

Dünyalı olmak şimdilik böyle bir şey. İnsanlığa baktıkça "Umarım uzun bir süre daha ölümsüzlüğün sırrını bulamazlar" diye kendi kendime söyleniyorum.

Hiç yorum yok: